Tüm Arşiv Sergiler

Cihat Aral 22 Mart 2018 – 9 Nisan 2018

22 Mar 2018 - 09 Nis 2018

Cihat Aral
22 Mart 2018 – 9 Nisan 2018
Açılış: 22 Mart Perşembe
Kokteyl: 18:00 – 20:30 

CİHAT ARAL
Cihat Aral 1943 doğumlu.1964-1969 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel
Sanatla Akademisi Y.Resim bölümü Neşet Günal Atölyesinde öğrenim gör-
dü.1970 yılında ilk kişisel sergisini açtı.
Sanat alanında ihtisas yapmak ve öğretim üyesi olarak yetiştirilmek üzere
1416 sayılı yasa uyarınca devlet burslusu olarak Fransa’ya gönderildi.Paris
Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda resim dalında ihtisas yaptı.
Yurt içi ve yurt dışında çok sayıda sergi açtı.İstanbul Devlet Güzel Sanatlar
Akademisi (İDGSA) Resim Bölümüne ögretim görevlisi olarak atandı.
Görsel Sanatçılar Derneği(GSD)’nin örgütsel çalışmalarına katıldı.1976 Antal-
ya 13. Uluslar arası Duvar Resimleri Sempozyumu’na katıldı.250 metrekare
alan üzerine yaptığı”Analar ve Çocukları”‘adlı kompozisyonu çalışma tamam-
lanmadan,dönemin Antalya valisi tarafından üzerine branda çektirilerek kapa-
tıldı.
Sanatçının yurtiçi ve yurt dışında özel koleksiyonlarda ve müzelerde yapıtları
bulunmaktadır.
Sanatçı çalışmalarını İstanbul’daki atölyesinde sürdürmektedir

 

MEHMET ERGÜVEN
Figür resmini zora koşan en önemli sorun anlatı ile ifade arasındaki hassas dengeyi sürekli
kollamak zorunda olmasıdır.Buna göre figürün çıkış noktasında hep aynı şeye tanık oluruz.
Paylaşım ihtiyacının anlatıya dönüşmek için fırsat kolladığı noktada nihai amaç iletişimin
belirleyici olduğu bir dile odaklanır hep.Ne var ki ,sabit,bir başka deyişle uzlaşılmış göstergelere
bağımlı düzenleme (kompozisyon),her defasında görünürlüğü yeniden gerekçelendirme
sorunuyla karşı karşıyadır.Göründüğü gibi olanın sureti o ‘gibi’yle hesaplaşıp sabit göstergeyi
silkelemediği sürece sıradanlığa yenik düşer.Nitekim,daha ilk adımda amatörlüğe mahkum
olan z sayıdaki sanatçılar arasında bu tür çalışmalar resim tarihinin en sıkıcı örnekleri arasında
yer alır.
Uygarlık tarihine başyapıt olarak geçen resimlerin hemen hepsi özünde aynı paydayı
bölüşür:Resim bir şey söylemez,olsa olsa söylüyor olmayı söyler sadece.Cihat Aral’ın resimlerine
bir bütün olarak bakınca tam da bu noktada figüre yöneldiğini görürüz.Nitekim,daha ilk
dönem resimlerinde bile söylemekten çok söylüyor olmayı dikkate aldığı göze çarpar;belki
yeterince kararlı değil,ama doğurgan bir kararsızlığın yürürlükte olduğu bu resimler çok
geçmeden anlatıyla hesaplaşmanın ipuçlarını içermektedir aslında .Bu bağlamda Aral çağdaş
Türk resminde değişime ilişkin iç dinamiği kendi resminin oluş sürecinde bulan sınırlı sayıdaki
sanatçılar arasında yer alır ; ve bu önceden alınmış bir karardan çok kişiliğinden kaynaklanan
bir özelliktir hiç kuşkusuz.Apaçık:Özgüven kendine bakmaya yazgılı olmanın armağanıdır
Aral’a .Ayrıca yaşamı boyunca sessizliğini koruyup başrole talip olmadan kendiliğinden
başrolde olması da tamamen bununla bağlantılıdır elbette.Türk resmi figüre yenik düşen çok
sayıdaki ressamın öyküsüdür esasen.Aral bu sınavdan yüzünün akıyla çıkabilmiş az sayıdaki
sanatçılar arasında yer alır-yaşamı boyunca yeterince önemsenmemiş ,ancak zamanla çıktığı
yarışı kazanmaya aday bir usta.
Aral’ın özellikle tutuklu olduğu dönemde yaşadıklarını paylaşma ihtiyacı bu tecrübeyi tuvale
aktardığı örneklerde malzemeyle hesaplaşmayı tehdit eder hale gelmesine rağmen,burada
duygu sömürüsüne yönelik anlatı hiçbir zaman ön plana geçmeden,ileride ifade’nin ağırlık
kazanacağı düzenlemenin önünü açmıştır aslında.Aral’da belirli bir üretim modelinden söz
edilecekse,gerçekte itici gücünü sezgiye bağlı olan bir süreçte tanık olduğumuz şey bu
resimlerin sonuçlarına katlanmayı baştan göze aldığı bir doğallığın ürünü olmalarıdır…
Yaşadığı dönemin tanığı olmamak yine o yıllarda bir sanatçının karşılaşacağı en ağır
eleştiridir.Hiç şüphe yok ki,bu tavır hayli keskin biçimde karşıt görüşü de (soyut resim)
tetikleyince,sonuçta Aral gibi figürde direnen sanatçılar,düzenlemede (kompozisyon)zaten
kendiliğinden var olması gereken sentaktik kaygıyı her örnekte vurgulayarak soyutlamaya
karşı olmadıklarını açıkça ortaya koymuşlardır.
Aslında Aral’da tanık olduğumuz soyutlama iradesi özünde lirizm olarak sentaksa yansıyan
uyumlu kişiliğin sonucudur.Burada muhayyel sema perdesi dipyüzeyden çıkıp bir tül gibi
resmin önüne geçmiştir sanki.Lirizmin cezp edici bir unsur olarak bu resimlerle kuracağımız
diyaloğa katkısı hep aynı gerekçeden kaynaklanır.Nitekim dikkatli bakınca fark etmekte
zorlanmayız:Aral da söz konusu olan lirizm aslında atmosfer içeriği olarak bu tül perdesinin
ardında tortulaşmış munis düzenlemedir-iddiasız ama o ölçüde içtenlikli bir kompozisyon;ve
bu da,moda akımlarının etkisiyle kendine bakmayı zorlamadan kendisiyle buluşabilmiş Aral’ın
hangi nedenle çağdaş Türk resminde özel bir yeri olduğunu gösterir bize.Söylemek bile
fazla:Kendisiyle buluşma,yılmadan görüneni dikkate alma disiplinidir burada.

Yorumlara Göz At Döküman
  • Tarih: 22 Mar 2018 - 09 Nis 2018
  • Yer:Yıldızevler, Hilal, Şht. Mustafa Doğan Cd 84/A, 06550 Çankaya/Ankara
  • Küratör:-
  • Süre:-